çocuk

///

“KÜRESEL CİNSİYETSİZLEŞTİRME PROJELERİ AİLEYİ TEHDİT EDİYOR”

0 views
8 mins read

“KÜRESEL CİNSİYETSİZLEŞTİRME PROJELERİ AİLEYİ TEHDİT EDİYOR”

 

Yayın: 21 Mayıs 2024- 17.18/Güncelleme: 21 Mayıs 2024- 17.18

yenidunyagazetesi.com
Haber Merkezi/Ankara-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplumların yaşlandığını ve yalnız yaşama ve boşanma oranlarının arttığına dikkat çekerek şunları söyledi.

“NÜFUS, MİLLET OLARAK EN BÜYÜK GÜCÜMÜZDÜR”

Dünyanın birçok bölgesinde artık toplumlar yaşlanıyor. Yalnız yaşamayı tercih eden birey sayısı ve boşanma oranları artarken evlilik oranları, buna bağlı olarak hane başına düşen çocuk sayısı azalıyor. Çocuk sahibi olmak aileler için sürekli ertelenen bir durum hâline geldi. Evlilikler ve doğurganlık hızı azalırken tek ebeveynli ya da parçalanmış ailelerin sayısı günden güne çoğalıyor.

Aile sıcaklığını tatmak, ailenin koruyucu şemsiyesi altında büyümek daha da zorlaşıyor. Bu küresel trendden maalesef biz de olumsuz etkileniyoruz. Bunu geçtiğimiz hafta açıklanan TÜİK verilerinde bir kez daha gördük. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 yılı doğum istatistikleri endişe vericidir. Buna göre 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, 2023 yılında 1,51’e gerilemiştir. Yani nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin altındayız.

Bu, açık söylüyorum, Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir, bir felakettir. Mevcut durum ülkemiz için tolere edilebilir olmaktan çıkmıştır. Biz bu tabloyu gördüğümüz için biliyorsunuz sürekli üç çocuk tavsiyesinde bulunuyorduk. Tavsiyemizden dolayı pek çok kez eleştiriye uğradık. Maalesef zaman öngörülerimizde bizi haklı çıkardı. En az üç çocuk çağrımızın önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Şunu bir defa idrak etmemiz gerekiyor: Nüfus, millet olarak en büyük gücümüzdür ve bunu korumak zorundayız. Önümüzdeki dönemde inşallah bu konuda daha kararlı olacağız.

“KÜRESEL CİNSİYETSİZLEŞTİRME PROJELERİ AİLEYİ TEHDİT EDİYOR”

Sadece boşanma ve evlilikten uzaklaşma değil, küresel cinsiyetsizleştirme projeleri de aileyi tehdit ediyor. Çok uluslu şirketler, kurumlar ve belli başlı devletler cinsiyetsizleştirme projelerini alenen destekliyor. Bu akımları fonlayanların amacının hak ve özgürlük olmadığını biliyoruz. Sapkın akımların meşrulaştırılmasına itiraz etmenin siyasi ve ekonomik maliyeti giderek yükseliyor. Küresel dayatmanın en bariz olduğu alanların başında cinsiyetsizleştirme politikaları geliyor.

Bunun dünyada nasıl vahim boyutlara ulaştığına önceki hafta düzenlenen Eurovision yarışmasında bir kez daha şahit olduk. Özgürlük maskesi altında rol model olarak gençlere takdim edilen tuhaf tiplerin toplumsal yozlaşmanın Truva atları olduğu açıktı. Bu tür uluslararası etkinliklerde giyimiyle, tavrıyla, sözleriyle normal bir insana rastlamak neredeyse imkânsız hâle geldi. Bunun bilinçli bir politika olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor. Türkiye’yi son 12 yıldır bu kepazelikten uzakta tutarak ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi daha iyi kavrıyoruz. Biz aynı çizgide kalmaya devam edeceğiz.

Burada dikkatlerimizden kaçmayan bir hususu da dile getirmek isterim. Ülkemizde 31 Mart seçimleriyle el değiştiren bazı yerel yönetimlerin ilk icraatlarından biri görüyoruz ki içki tüketiminin yaygınlaştırılması oluyor. Milletin onca derdi, beklentisi ve talebi varken bu politikaları düşündürücü olduğu kadar kaygı verici buluyorum. Kimse kusura bakmasın, belediyelerin görevi kamusal alanda içkiyi özendirici işler yapmak, gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivallerine götürmek değil insanları alkol belasından uzak tutmaya çalışmak olmalıdır.

“GÜÇLÜ AİLE YAPISININ TESİSİ İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

Biz bunların hiçbirini masum adımlar olarak değerlendirmiyoruz. Aile müessesesiyle bireyin ruh ve vücut sağlığını tehdit eden her türlü politikanın karşısındayız. Nesli ifsat edici girişimlere de müsamahayla yaklaşmayacağız. Güçlü aile yapısının tesisi için üzerimize düşen her görevi sorumluluk bilinciyle adım adım, fert fert planlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü vesilesiyle yayınladığımız ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’ işte bu hassasiyetimizin yeni bir sembolüdür. Vizyon belgesi ve eylem planının hazırlık sürecinde tüm paydaşların katkısını almaya gayret ettik.

Eylem planımızda beş stratejik amaç belirledik. Bu stratejik hedeflere ulaşmak için eylem planında yer alan 100 faaliyetin yakından takipçisi olacağız. Vizyon belgesi ve eylem planının tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi noktasında tüm kurumlarımızın gerekli katkıyı yapmalarını bekliyorum.

////

Taşkın; “Çalışan kadınların özlük haklarının genişletilmesini istiyoruz.”

fÇalışan kadınların özlük hakları genişletilsin Yayın: 19.02.2024-18.31/Güncelleme: 19.02.2024-18.31 yenidunyagazetesi.com Haber Merkezi/Ankara-  Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, İş Kanunu düzenlenmesi kapsamında çalışan kadınların özlük ve mali haklarının genişletilerek Avrupa standartlarında bir

Devamını Oku
0 views
7 mins read